İçeriğe geç

Sin 38 kaç ?

Kayseri’de Bir Kış Sabahı ve Aklımda Kalan O Tek Soru

Kayseri’nin sabahları her zaman biraz serttir. Soğuk yüzüme çarpar, sanki geceden kalma bütün düşüncelerimi de beraberinde uyandırır. O gün de farklı değildi. Ceketimin cebine ellerimi sokmuş, durağa doğru yürürken aklımda garip bir şekilde tek bir şey dönüp duruyordu: “Sin 38 kaç?”

Neden böyle bir şey kafama takıldı, bilmiyorum. Belki de hayatın içindeki düzensizliklerin arasında küçük bir düzen arıyordum. Belki de her şeyin cevabı net olsun istiyordum. Ama o sabah, Kayseri’nin gri göğü altında, içimde bir şeyler eksikti ve ben bunu matematikle doldurmaya çalışıyordum.

Otobüs geldiğinde cam kenarına oturdum. Cam buğuluydu, dışarıyı silik görüyordum. Parmaklarımla cama küçük bir daire çizdim. Dairenin içine tekrar tekrar yazdım içimden: “Sin 38 kaç?” Sanki cevabı bulursam gün de düzelecekmiş gibi.

Sınıfta Donup Kalan Zihin: Sin 38 Kaç?

Okul binasına girdiğimde koridor her zamanki gibi kalabalıktı. Ama o kalabalığın içinde bile yalnız hissedebiliyordum kendimi. Sanki herkes bir yere yetişiyor, ben ise olduğum yerde takılı kalıyordum.

Matematik sınavı başladığında kalbim normalden hızlı atıyordu. Kağıdı önüme aldım. İlk sorular kolaydı, rutin işlemler… ama sonra o soru geldi:

“Sin 38° kaçtır?”

Kalem elimde durdu. Bir süre öylece baktım. Sanki soru sadece matematik değil de hayatın kendisiydi. Basit görünüyordu ama cevabı o kadar net değildi içimde.

“Sin 38 kaç?” diye içimden tekrar ettim. Sanki tekrar edersem cevap bir yerlerden fısıldanacakmış gibi.

Hatırlamaya çalıştım. Sinüs, kosinüs, üçgenler… Öğretmenin tahtaya yazdığı formüller gözümün önünden geçti. Ama hiçbir şey net değildi. O an hissettiğim şey cehalet değildi aslında; daha çok kaybolmuşluktu.

Yan sıramdaki kalemin sesi bile bana baskı yapıyordu. Herkes yazıyordu. Ben ise durmuş, 38 derecelik bir açının içinde sıkışıp kalmış gibiydim.

Sonunda aklımdan bir sayı geçti: 0.6 civarıydı sanki. Ama emin olamadım. Emin olamayışım içimi daha çok sıktı. Çünkü hayatımda da böyleydim; yarım emin, yarım hazır, yarım mutlu…

Cevabı yazdım mı, hatırlamıyorum bile. Ama o soru bende kaldı: Sin 38 kaç?

Otobüste Düşünceler ve Eski Bir Mesaj

Sınavdan sonra otobüse tekrar bindim. Cam kenarına yine aynı şekilde oturdum. Bu kez dışarıyı daha net görüyordum ama içimdeki bulanıklık gitmemişti.

Telefonumu açtım. Eski mesajlara baktım. Bir süre önce bitmiş bir konuşma vardı. Çok da dramatik bir şey değildi aslında ama içimde bıraktığı boşluk büyüktü.

“Keşke daha net olsaydım,” diye yazmıştı. O cümleyi defalarca okudum.

O anda garip bir bağlantı kurdum. Ben de net değildim. Ne hissettiğim, ne istediğim, neye ait olduğum… hiçbir şey tam değildi.

Ve yine aynı soru döndü: Sin 38 kaç?

Sanki bu soru sadece matematik değil, benim iç dünyamın da bir ölçüsüydü. Bir şeylerin açısını bulamıyordum. Ne kalbim doğru yerdeydi ne de zihnim.

Otobüs Kayseri’nin geniş caddelerinden geçerken ışıklar camda kırılıyordu. Her ışık bir düşünceye dönüşüyordu. Bir anlık umut, bir anlık hayal kırıklığı, bir anlık boşluk…

Evde Sessizlik ve Defterin Sayfaları

Eve geldiğimde ev sessizdi. Annem mutfakta bir şeyler yapıyordu ama sesi bile uzak geliyordu. Odama geçtim. Masanın üstünde eski defterim duruyordu.

O defteri açtım. İçinde karalamalar, yarım cümleler, unutulmuş hayaller vardı. En üstte yeni bir sayfa açtım ve tek bir cümle yazdım:

“Sin 38 kaç?”

Altına uzun süre bakakaldım.

Sonra düşünmeye başladım. Sadece sayı olarak değil, anlam olarak. Hayatın içinde kaç tane “38 derece” vardı? Eğri duran, tam oturmayan, ama yine de bir şekilde var olan şeyler…

Ben de öyleydim sanki. Tam değil, eksik değil… sadece eğri.

O an içimde garip bir duygu yükseldi. Hem hayal kırıklığı hem de hafif bir merak. Belki de cevap dışarıda değildi. Belki de içimde bir yerdeydi ama ben doğru açıdan bakmıyordum.

Geceye Karışan Düşünceler

Buna da Göz Atın: Sin 30 derece nedir ?

Gece olduğunda Kayseri daha da sessizleşti. Pencerenin kenarına oturdum. Sokak lambaları sarı bir ışıkla yere düşüyordu.

Telefonu elime aldım ve tekrar yazdım: “Sin 38 kaç?”

Bu kez cevap aramıyordum aslında. Sadece soruyu hissetmek istiyordum.

Çünkü fark ettim ki bazı soruların cevabı sayı değil, his oluyordu. O an içimdeki karmaşa biraz yumuşadı. Tam çözülmedi ama keskinliği azaldı.

Kendime dürüst oldum: Yorgundum. Kararsızdım. Ama hâlâ bir şeyler arıyordum.

Ve bu bile yeterliydi.

Aktardanal olarak her zaman en iyi içeriği sunmak için çalışıyoruz. “Sin 38 kaç” konusunda daha fazlası için takipte kalın!

Bir Sayının İçinde Saklanan Hayat

Aktardanal okurlarına özel bu yazımızda “Sin 38 kaç” konusunu derinlemesine inceliyoruz.

Ertesi gün sabah yine aynı sokaktan geçtim. Ama bu kez “Sin 38 kaç?” sorusu kafamda daha farklı yankılanıyordu.

Artık bu soruyu bir sınav sorusu gibi görmüyordum. Daha çok bir hatırlatma gibiydi. Hayatın her zaman net olmadığını, bazı cevapların yaklaşık olduğunu, bazı duyguların ise hiçbir formüle sığmadığını hatırlatıyordu.

Otobüste yine aynı cama oturdum. Bu kez buğulu camı silmedim. Bıraktım, görüntü bulanık kalsın.

Çünkü anladım ki bazen netlik insanı rahatlatmıyor. Bazen bulanıklık içinde kalmak daha gerçekti.

Ve içimden tekrar ettim:

“Sin 38 kaç?”

Bu kez cevap gelmedi. Ama bir eksiklik de hissetmedim.

Hocaların Sesi, Hayatın Sessizliği

Okulda öğretmen tahtaya yeni şeyler anlatıyordu. Her şey akıyordu. Formüller, sayılar, kurallar…

Ama ben artık sadece dinlemiyordum. Daha çok hissediyordum.

Hayatın da bir sinüs eğrisi gibi olduğunu düşündüm. Bazen yükselen, bazen düşen, ama asla düz olmayan…

Belki de ben o eğrinin tam 38 derecesindeydim. Ne zirvede ne dipte… sadece arada bir yerde.

Ve bu düşünce, garip bir şekilde içimi rahatlattı.

Kendime Yazdığım Son Cümle

Akşam defterimi tekrar açtım. Bu kez tek bir şey yazdım:

“Sin 38 kaç? Belki de cevap bir sayı değil, olduğum yer.”

Kalemi bıraktım. Uzun süre sayfaya baktım.

İçimde ilk kez net bir huzur vardı. Büyük bir mutluluk değil, büyük bir çözüm değil… ama küçük bir kabulleniş.

Kayseri’nin soğuğu camdan içeri sızarken ben artık o sorudan kaçmıyordum. Onunla birlikte oturuyordum.

Ve belki de ilk kez, cevabı bilmemek beni eksiltmiyordu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://www.sosyalforum.com.tr https://kampusbilgisayar.com.tr https://bizceyapim.com.tr Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!