Astardan Sonra Boya Yapmak: Bir Bekleyişin Hikayesi
Kayseri’nin Tozlu Sokaklarında Bir Gün
Kayseri’nin sıcak bir yaz sabahıydı. Evet, yine o sıcağı, o ağır havasını içime çekerek günümü başlatıyordum. Yolda yürürken, eski taşların üzerinden adımlarımı atarken, aklıma yine o düşünce düştü: Astardan sonra ne kadar beklemelisin? Bu basit bir soru gibi gözükebilir, ama ben her zaman her şeyi duygusal yönüyle düşünme alışkanlığımda kaybolurum. Bir yapının, bir duvarın astardan sonra ne zaman boyanacağı konusu da aslında bir anlamda içsel bir yolculuk gibiydi.
Bugün babamla evin dış cephesini boyayacağız. 25 yaşına geldim ama hala ona ihtiyaç duyduğum anlar var. O, bana hep sabrı ve disiplini anlatır, ama o an bir duvarın astarını uygularken sabırla ilgili bir şeyler öğrenmek kolay değildi. Boyanın kurumasını beklerken, aynı zamanda kendi içimde de bir şeyler kuruyor, belki de bozuluyordu. Bu, sadece bir ev boyama işi değildi. Bu, duvarın geçmişini, yeni bir yüzle kaplama çabasıydı. Tıpkı insan ruhu gibi.
Astarın Önemi ve Bekleyiş
Astarı sürdükten sonra beklemek zor bir süreçti. Ne kadar zaman geçtiğini bilmemek, her şeyin belirsiz olduğu bir an. “Ne zaman boya yapabilirim?” diye soruyordum kendime. Ama bilmelisin ki, her şeyin bir vakti vardır. Astarın kurumadığı bir duvara boya sürmek, sadece yanlış bir şey değil, aslında bir tür ihanet gibi gelir. Tıpkı duygusal bir bağ kurmaya çalışan bir insanın, sabırla büyütmesi gereken bir ilişkiye acele etmesi gibi.
Baba, astarı sürerken sessizdi. Bir şeyler söylemek istesem de, hiç cesaret edemedim. İçimde bir boşluk vardı. Evet, burada her şeyin mükemmel olmasını istiyordum ama o mükemmeliyetin gelmesi için sabır gerekiyordu. Kayseri’nin o sıcağında, güneşin tam tepede olduğu o saatte, boyayı sürmeden önce, belki de duvarı ne kadar dikkatlice inşa etmeye çalıştığını anlamalıydım. İçimdeki sabır da o duvar kadar sağlam olmalıydı.
Gecenin Sessizliği ve Boya Zamanı
Saatler geçtikçe, astarın kuruması için bekledim. Çıkıp biraz dışarıda yürümek istedim ama adımlarım ne kadar rahat olursa olsun, zihnimde hep o boya düşüncesi vardı. Ne zaman sürmeliyim? Astarın tam kuruduğundan nasıl emin olabilirim? Ama bir süre sonra fark ettim: Bu soruları sormakla vakit geçireceğime, doğru bir zamanda doğru adımı atmalıyım.
Ve sonunda, astar tamamen kurudu. Boyayı sürmeye başladım. Her darbe, duvarın daha temiz, daha düzenli olmasını sağlıyordu. Ama boyanın her katmanı, aynı zamanda bir yükü de taşıyor gibiydi. Geçmişin izlerini, küçük hatalarını, tüm kırılganlıkları üzerimden atıyordum. Her katman, sabırla beklediğim her saniyenin karşılığını veriyordu.
Sabır ve Geleceğin Yüzeyi
Boya sürdükçe içimde bir şeyler değişti. O eski duvar gibi ben de bir yeniden doğuş yaşıyordum. Astardan sonra boyanın ne kadar sürede yapılması gerektiğiyle ilgili bu sorunun yanıtı aslında sadece zamanla ilgili değildi. Bazen, en iyi sonuca ulaşmak için geçmişi kabul etmeli, sabırlı olmalı ve acele etmemelisin. Tıpkı bir insanın ruhunun iyileşmesi gibi, bir duvarın da düzgünce boyanabilmesi için zamanı doğru kullanmalısın.
Ve sonuçta, her şey gibi, duvar da istediğimiz gibi olmuştu. Boya öylesine güzel bir şekilde oturdu ki, sanki her şey doğru zamanında gerçekleşmişti. Sabırla ve dikkatle yapılan her şey, sonunda mükemmel olurdu. Astardan sonra boya yapmanın en önemli öğesi, doğru zamanı beklemekti. O zaman, her şey yerli yerine oturur.
İçimdekiler de tam olarak böyleydi. Sabırla beklediğimde, en güzel sonucu elde ettim. Tıpkı o duvar gibi.